Vur Kaç Suç Mu? Yok Artık, Bu Kadarı Da Fazla!
Bir Akşamüstü, İzmir Sokaklarında Vur Kaç Suç Mu? Konuşmaları
Bugün, İzmir’de, bir akşamüstü “Vur kaç suç mu?” sorusuyla karşılaştım. Tam şehri gezmeye başlamışken, arkadaşım Yavuz ile birlikte Alsancak’tan Kordon’a doğru yürüyorduk. Yavuz, normalde hayatı çok ciddiye almaz, bir yandan da felsefi derinliklere inmek için mükemmel bir fırsat bulur. Bugün de öyle oldu işte.
“Yavuz, bir şey düşündüm,” dedim, “Vur kaç suç mu?”
“Vur kaç, hakikaten,” dedi Yavuz. “Vur kaçı kimse görmez, kaçmak bir diğer mesele. Ben bazen ‘ya vur, ya da kaçma’ diye düşünüyorum. Suç olmasın da, aynı zamanda gündem konusu olmasın.”
Yavuz’un bu kadar derinlikli cevaplar verdiğini görmek, insanın kafasını karıştırıyor. “Vur kaç suç mu?” sorusu bir anda bambaşka bir boyut kazandı. İzmir’in ne kadar rahat, keyifli bir şehir olduğunu düşünürken, bir anda suçu ve suçluluğu düşündüm.
Vur Kaç Suç Mu? Herkes İçin Farklı Bir Hikaye
Sokakta yürürken, aslında birçok şeyi fark ediyorum. İnsanlar birbirlerine çarpıyor, bazen farkında bile olmuyorlar. Kimse kimseyi görmüyor gibi. Bu vur kaç meselesi, aslında küçük bir simülasyon gibi değil mi? Ama işte, burada vur kaç suç mu? sorusuna girmemek elde değil. Çünkü bir yandan bakınca, bu hareketi yapanlar gerçekten kaçıyorlar mı? Yoksa farkında olmadan suç işlemiş oluyorlar mı?
Mesela geçen hafta, yine bir gün İzmir’in meşhur Çankaya Caddesi’nde yürürken, bir kadın bisikletiyle önümden geçiyordu. Birden bana çarptı. Tabii, ben çok nazik bir insanım, “Çok pardon!” diye bağırıp kadına bakıyorum. Kadın “Sorun değil, ben kaçtım” diyor. Benim suratımda “Vur kaç suç mu?” yazan bir ifade var tabii, ama ciddiye almadım. Kadın bisikletini sürdü, ben de arkada kaldım. Ama bir süre sonra düşündüm: “Hangi durumda bu olay, aslında daha ciddi olabilir?” Sadece basit bir çarpışma değil de, bu durumda bir suç var mı? Amaç kaçmaksa, suç olur tabii!
Bunları düşündükçe, “İzmir’de vur kaç suçu olur mu?” diye hayal etmeye başladım. Belki de bizim gibi insanlar, bu soruyu gerçekten sormalıydı. Çünkü bazen, sokakta yürürken o kadar çok insan birbirine çarpıyor ki, birinin birine vurduğunu anlamak zorlaşıyor.
Bir Kahve Molasında Vur Kaç Suç Mu?
Yavuz ile Kordon’a varıp bir kafede oturduk. Ama bir şey fark ettim, kafedeki garson da vur kaç olayları üzerine kafasını kurcalıyor gibi bir hâlde. “Günümüzün meselelerinden biri değil mi bu vur kaç suçu?” dedim ona. “Bence sadece dikkatli olmalı insanlar,” dedi garson, bir yudum kahve içtikten sonra.
“Vur kaç, ee… dur!” dedim. “Bu kadar basit olmamalı, birileri birine çarptığında bir sorumluluk olmalı!”
“Bence de, ama kimse bu kadar ciddiye almıyor. Bugün, kimse ‘Vur kaç suç mu?’ diye düşünmüyor bile.”
Yavuz da lafı aldı: “Günümüzde herkes suçlu, bir şekilde. Bir şeyleri çalıyor, başka birinin yerini alıyor ya da bazen kötü niyetle birine vuruyor. Sonra kaçıyor. Ama insanlar bir şekilde bedelini ödemiyorlar. O yüzden suç olmasın da, önemli olan o!”
Gerçekten, bir şekilde suç, her yerde ama görünmez. Vur kaç olayları da çoğu zaman adaletin elinden kayıyor.
Vur Kaç Suçu Kimseye Anlatamazsın!
Bu konuyu gerçekten ciddiye aldığımda, Vur kaç suç mu? sorusunun ardındaki farklı bakış açılarını fark etmeye başladım. Bir süre önce, yine Alsancak’ta yürürken, yanlışlıkla birinin kafasına çarptım. İnsanlar bazen öylece yürürken, başkasının varlığını unutuyorlar. Arkamda o kadar çok insan vardı ki, adam birden önüme düştü, düşmemek için kendimi zor tuttum. Ama sonra fark ettim ki, adam hemen hızla kalkıp yürümeye devam etti. O kadar dikkatli olmama rağmen, bir suç işlemiş miydim? Gerçekten suç muydu?
Bunun üzerine Yavuz’la bir tartışmaya girdik:
“Bence her vur kaçı bir suç saymak biraz da büyütmek olur. Sonuçta, insanlar birbirine çarpıyorlar, bir kaza.”
“O zaman, kaza yapsan da, bunu dikkate almazsan, bu iş bir suç olur mu?”
“Evet ama bazen suç işlediğini bile anlamıyorsun!”
“İşte o yüzden bu konu ‘Vur kaç suç mu?’ diye başlıyor. Çünkü kimse suçlu hissetmiyor.”
Ve buradan çıkardığımız sonuç şu: Vur kaç suç mu? sorusu, herkesin farklı bakış açısına göre şekillenebilen, yaşanan olayın önemine göre değişen bir durum. Kimse bilmeden suçu işlemiyor, ama belki de bir kısmımız farkında bile olmadan suç işliyoruz.
Vur Kaç Suç Mu? Bize Kalsa, İzmir’de Her Gün Bir Vur Kaç Suçu Olabilir!
İzmir’de sokaklar o kadar kalabalık ki, bazen adım atmak bile neredeyse imkansız. O kadar çok insan birbirine çarpıyor ki, vur kaç suç mu? sorusu adeta bir gelenek haline gelmiş. Her yerde birisinin ayağını çiğneyebilirsin, birinin kafasına çarpabilirsin ama bunların hiçbiri suç sayılmıyor.
Ama bir yanda da bu kadar günlük olayda, suç olmasın da, aman diyorsun. Çünkü insanlar bazen, kafalarını öne eğip yürürken, seni hiç görmüyorlar. Ama bir şekilde, onlar da birer suçlu oluyorlar.
Sonuçta, ne yapalım? Birine çarptık diyelim, sonra “Vur kaç suç mu?” sorusunu soralım, her şey yolunda gider, her şey çok komik. Fakat bir kez daha düşünelim: Bu kadar soruyu birbirimize sormadan önce, aslında her şeyin farklı bir yönü olduğunu kabul etmemiz gerek.