Acil Durum Halleri: Bir Genç Yetişkinin Gözünden
Hayat, ne kadar planlı olursa olsun, beklenmedik anlarla dolu. Kayseri’de, sessiz bir akşamda bir yerlerde takıldığımda, ansızın hayatımın yönü değişti. İnsan bir anda bambaşka bir dünyaya düşebileceğini, tüm düşüncelerinin ve duygularının yerle bir olabileceğini tahmin edemez. O an her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu, hayal kırıklığına uğrayabileceğini, fakat aynı zamanda umudunu da kaybetmemen gerektiğini fark ettim. Acil durumlar… İşte bunlar o anlardan biriydi.
Beklenmedik Bir Başlangıç: O Günün Sabahı
Sabah her zamanki gibi güne başladım. Kahvemi içerken bir yandan telefonumda günün ilk mesajlarını kontrol ediyordum. Havanın güzel olduğu, normalde hiçbir şeyin yolunda gitmeyecek gibi olduğu ama yine de bir şekilde hissettiğim sıradan bir sabah. Günün ilerleyen saatlerinde işler o kadar sıradan olacaktı ki, olan biteni düşündüğümde şimdiden çok geride kalmış gibi hissediyorum. Ama o sabah bir şey fark ettim: “Bugün başka bir şey olacak gibi.”
O an aklımda ne vardı, hiçbir fikrim yok. Hızla geçen saatlerin arasında bir kıvılcım gibi çakan bir his vardı. İşte tam da o an, aklıma “acil durum” tanımını sokan bir an geldi.
Olan Bitti
Saat 14:00 gibi, Kayseri’nin merkezine doğru yürürken telefonum çaldı. İsmimi okuyan bir ses vardı, ama sesin tonunda bir şey vardı, bir aciliyet. “Hemen gel, çok kötü bir şey oldu,” dedi. “Acil bir durum var, senin yardımına ihtiyacımız var.”
Bir an için beynim durdu. Kalbim hızlıca atmaya başladı, beynim “bu ne demek?” diye tekrar tekrar sormaya başladım. Kimseye bir şey söylemeden hemen telefonumu kapattım ve hızlıca yürümeye başladım. O anlarda hızla koşarak bir yere ulaşmanın gerekliliği, hızla bir şeyleri çözme baskısı vardı üzerimde. Yaşadığım heyecanla kalbimin atışlarını sayıyordum. Bunu hayal bile edemezdim.
Acil durum! Ne demekti bu? Gerçekten ne oluyordu?
Bir Adım Daha
Bir adım attıkça, bu bir acil durumu çözmek için ne kadar hazırlıksız olduğumu daha fazla fark ettim. Her şey, tıpkı saatlerin geçerken kaybolmuş gibi, bir anda kaybolup gitti. Duygularım bir an karıştı, gözlerim ne kadar net bir şekilde gördüğümü sorgulamaya başladım. Yavaşça adım adım ilerledim.
Başka bir sokakta, başka bir şehrin içinde, kalabalık bir alanda, normalde hiç dikkat etmeyeceğimiz şekilde geçirdiğimiz zaman diliminde bir anda hayat, her şeyi anlamsız kıldı. Kendi içimde, bir yandan mantıklı düşünmeye çalışıyor, bir yandan da heyecanla ne yapılması gerektiğini öğrenmeye çalışıyordum. O an her şey birbirine girdi, dünya dönmeyi bile unutmuş gibiydi. Duygularım karmaşık bir hal alırken, beynim ne yapmam gerektiğine dair hala net bir cevap veremedi.
Ama o an, hayatın her anı bir acil duruma dönüşebilir.
Yavaş Yavaş
Her şeyin hızla olduğu kadar, bir o kadar da yavaş olduğu o anlarda, ne yapmam gerektiğini anlamak için zaman geçirmem gerektiğini fark ettim. Bir yanda acil müdahale etmeye çalışıyor, diğer yanda “Yanlış mı yapıyorum?” diye kendimi sorguluyordum. Bir arabanın çarpması, bir kapının aniden kapanması, bir acil telefon görüşmesi, bütün bunlar tek bir anı oluşturuyor. Her şeyin hızla değiştiğini, ama aynı zamanda zamanın da ne kadar yavaş olduğunu hissettiklerimi anlatmaya çalışıyorum.
Zihnim karışıyordu ama bir yandan da, heyecanla ne yapılması gerektiğiyle ilgili düşünüyordum. Beni bekleyen bir problem vardı, çözülmesi gereken bir şey vardı ama o an bir türlü doğru adımları atamıyordum. Bu, her insanın hayatında yaşayabileceği bir durum değil mi? Birkaç saniye, bir dakika, bir saat bile bazen ne kadar değişebilir!
O Anı Geride Bırakmak
O anı geride bırakmak mümkün müydü? İçimdeki karmaşık duyguların geriye gidişini izlemek beni her zaman düşüncelere sevk eder. Gerçekten bir şeyler ters gitse de, her şeyin içinde hep bir umut olduğunu hatırlamalıyım. O anın ortasında duyduğum hayal kırıklığı, kaygı, stres ve ne yazık ki çaresizlik, zamanla yerini sakinliğe bırakmaya başladı. Bir şeyleri değiştiremiyor, ancak yapmam gerekenleri yapabiliyordum.
O andan sonra tekrar nefes alarak hayatı yeniden hissettim. Bazen gerçekten bir şeyleri kaybediyorsun, bazen bir şeyler seni yaralıyor, ama sonra bakıyorsun ki; “Bir şekilde çözülür.”
Hayatındaki bir acil durum her zaman seni hazırlıksız yakalayacak, fakat bu anı aşmak, hayatı tekrar inşa etmek senin elinde. Belki de hayat her zaman bir yıkım, bir kayıp ve bir arayışla başlar. Ve belki de bir gün o acil durumun ne kadar öğretici olduğunu fark edersin.
Sonuçta
Her şeyin sonunda, hayatın acil durumlar, sürprizler, yıkımlar ve yeniden ayağa kalkmalarla dolu olduğunu anlıyorsun. Bu yazıyı okurken, senin de belki böyle anıların vardır. Yaşadığın bir “acil durum” anı, seni hiç beklemediğin yerlerde bulmuş olabilir. İşte, bu yazı, sana o anlarda umudu kaybetmemenin ve her şeyin geçebileceğinin hatırlatmasıdır.
Kayseri’de başlayan bu sıradan günde, benim dünyam da değişti. Bugün anladım ki, her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu anlamak, aslında yaşamı daha çok sevmek demek. Yine de, yaşanan her şeyin bizi bir adım daha büyüttüğünü unutma.
Bunu yaşadığım için minnettarım, çünkü her acil durum, sonunda bir fırsat ve hayat dersi bırakıyor geriye.
—
Hikayenin içinde acil durumun hayatımda nasıl yer aldığına dair duygusal bir yolculuk sundum. Umarım okurken aynı duyguları hissedersin.