Turan Birliği’nde Hangi Ülkeler Var? Güçlü ve Zayıf Yanları Üzerine Cesur Bir Tartışma
Hadi itiraf edelim, Turan Birliği konusu, sosyal medyada sıkça karşılaştığımız, “Neymiş bu Turan?” sorusuyla bir nevi “herkesin lafı ettiği ama kimsenin ne olduğunu netleştiremediği” bir konu. Fakat bir yerden başlamak lazım; Turan Birliği, Türk dünyası ülkelerinin kültürel, ekonomik ve siyasi olarak bir araya gelme çabalarını simgeliyor. Tıpkı Avrupa Birliği’nin Avrupa’daki ülkeleri bir araya getirmesi gibi. Ancak işin içine biraz tarihsel ve kültürel bağlar, ulusal çıkarlar ve tabii ki siyasi söylemler girince, bu birlikteliğin ne kadar sürdürülebilir olduğu ciddi bir soru işareti haline geliyor.
Turan Birliği’nde Hangi Ülkeler Var? Hadi Sayalım
Turan Birliği’nin içinde yer almak isteyen ülkeler genel olarak Orta Asya’dan başlayıp, Anadolu ve Kafkaslar’a kadar uzanan coğrafyadadır. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi ülkeler bu “kültürel birliği” temsil ediyor. Bazen Moğolistan’ın da bu birliğe dahil olabileceği dile getirilir, çünkü bu bölgedeki halkların dil ve kültür bağları belirgin şekilde benzerlik gösterir. Fakat Moğolistan, bu konuda oldukça temkinli ve “bizim kendi yolumuz var” diyerek temkinli adımlar atmayı tercih ediyor.
Evet, işte tam burada devreye giriyoruz: Neden bu ülkeler Turan Birliği’ni oluşturmak istiyor ve bu birliğin gerçekçi yönleri ne? Öncelikle bu ülkelerin çoğu, tarihsel bir geçmişten gelen bir birliktelik hissine sahipler ve bu, özellikle dilsel benzerliklerden kaynaklanıyor. Ama bu durumun üstü çok da parlak değil… Yani Turan Birliği diye bir şey kurmak, her ülkenin egemenlik haklarını ve siyasi çıkarlarını göz önünde bulundurursa, hem pratikte hem de teoride ne kadar sürdürülebilir? Bunu anlamadan sadece “tüm Türkler birleşsin!” demek, oldukça naif ve riskli bir yaklaşım olur.
Turan Birliği’nin Güçlü Yanları: Birleşerek Güçlü Olabilir Miyiz?
İçimdeki pragmatik düşünce diyor ki: “Turan Birliği’nin gerçekten güçlü yönleri var. Ekonomik alanda, enerji kaynakları bakımından oldukça stratejik bir konumda olan bu ülkeler, birleşerek ciddi bir küresel güç olabilirler.” Türkiye’nin jeopolitik konumu, Azerbaycan’ın enerji kaynakları, Kazakistan’ın geniş toprakları ve Özbekistan’ın pazar potansiyeli, bu bölgedeki ülkeleri tek bir çatı altında toplarsa, gerçekten önemli bir ekonomik blok oluşturabilir. Bu tür bir birliği kurarak, hem ticaretin kolaylaşması hem de dışa karşı güçlü bir duruş sergilenmesi mümkün olabilir. Hatta askeri iş birliği ve savunma alanında da güçlü bir blok oluşturulabilir.
Fakat burada bir parantez açmam lazım: Her şeyin bir “ama”sı var. Bu kadar büyük bir birlikteliğin gerisinde, her ülkenin kendi çıkarları ve ulusal kimlikleri arasında ciddi çekişmeler olabilir. Kimse “her şey çok güzel olacak” demesin. Bu birliği kurmaya çalışırken, her ülkenin bu ortaklık içinde hangi yönlerden ödün vereceği ya da neyi ne kadar savunacağı, sorunun kritik kısmı olacak. Yani, ne kadar pratikte birleşebiliriz, o bir soru işareti.
Turan Birliği’nin Zayıf Yanları: Zorluklar ve Çatışmalar
İçimdeki sosyal bilimci ve biraz da eleştirel bakış açısına sahip tarafım, Turan Birliği’nin en büyük zayıf yanını, bölgesel farklılıklar ve siyasi çıkarlar olarak belirliyor. Türkiye, Batı ile kurduğu stratejik ilişkiler, NATO üyeliği ve AB ile olan ilişkileri ile oldukça farklı bir konumda. Azerbaycan, enerji zengini bir ülke ama bölgedeki en güçlü rakibi Ermenistan’la olan tarihi gerilimleri, dışarıya karşı her zaman zayıf bir halkla ilişkiler politikası oluşturuyor. Kazakistan, ekonomik ve siyasi olarak Çin’e bağımlı, Özbekistan’ın ise iç siyasi yapısı ve demografik yapısı sık sık değişiyor. Yani, birbirinden bu kadar farklı ülkeler arasında, birlik olma hayali bazen oldukça “ideal” bir hedef olarak kalabiliyor.
Bununla birlikte, “Türk dünyası birleşmeli” fikrinin bazı eleştirilen yönleri de var. Her şeyden önce, Türk dünyasında egemenlik ve bağımsızlık duygusu oldukça güçlü. Tarihten gelen bir “tek millet, tek devlet” söylemi varken, aslında her ülkenin kendi yolunu seçme hakkı ve bağımsızlık hissi de oldukça derin. Bu birliğe dahil olmayı pek de istemeyen ülkeler, başka çıkarlarla motive olabilirler. Örneğin, Kazakistan ve Kırgızistan, Rusya ile olan ilişkilerinde dengeli bir politika izlemeyi tercih ediyor. Askeri, kültürel ya da ekonomik anlamda daha geniş bir güce dönüşmeyi tercih etmedikleri durumlar söz konusu olabilir.
Turan Birliği: Gerçekten Olabilir Mi? Tartışmalı Bir Gelecek
Şimdi, Turan Birliği gerçekten olabilir mi? Bu soruyu sormak gerek. Belki de en önemli soru bu: Her şeyden önce, bu birlik içinde gerçekten tüm ülkeler eşit söz sahibi olabilir mi? Ya da her ülke bu birlikten ne kadar fayda sağlayabilir? Bence mesele sadece “birleşelim” demek değil, bir araya gelen bu ülkelerin gerçekten bir hedefi ve vizyonu olup olmadığıyla ilgili. Ama bu konuda toplumlar ve liderler arasında çok fazla fikir birliği olduğu söylenemez. Yani, kısa vadede birliğin gerçekleşmesi, belki de hayalden öteye geçmeyecek. Peki ya 10 yıl sonra? Kim bilir, belki o zaman hepimiz birlikte “Turan Birliği”ni kutluyor olacağız…
Sonuçta, Turan Birliği fikri, yalnızca bir hayal değil, aynı zamanda çok derinlemesine tartışılması gereken, potansiyelinden çok daha fazla sorusu olan bir konu. Herkes bu konuda farklı düşüncelere sahip olabilir, ancak önemli olan bu tartışmayı sürdürmek. Yaşadığımız çağda, coğrafi sınırların ötesinde bir birliktelik hayal etmek, belki de cesaret isteyen bir fikir. Ama “ya şöyle olursa?” sorusu her zaman kafamı kurcalıyor.