Nerelerde Kamp Yapılmaz? Bilimin Işığında Güvenli ve Doğaya Saygılı Seçimler Bir doğasever olarak her kamp planımın arkasında küçük bir merak yatar: “Bu alan, hem benim hem doğanın güvenliği için uygun mu?” Kamp yapmak keyifli olduğu kadar sorumluluk da gerektirir. Çünkü yanlış bir yerde kurulan çadır, sadece konforu değil, ekosistemi de etkiler. Bugün bu yazıda “Nerelerde kamp yapılmaz?” sorusunu bilimsel bir merakla ama herkesin anlayabileceği bir dille ele alacağız. Hedefimiz; güvenlik, ekoloji ve sürdürülebilirlik açısından doğru karar verebilen bilinçli kampçılar olabilmek. 1. Erozyon Riski Taşıyan Eğilimli Alanlar Bilim insanları, özellikle %15’in üzerindeki eğimli zeminlerde kamp kurmanın hem güvenlik hem çevre açısından…
6 YorumEtiket: bir
“Gürül Gürül Yansıma mı?”: Ekonomik Bir Bakışla Kaynakların Dalgaları Giriş: Ekonomistin Düşünce Sarmalı Bir ekonomist için her ses, bir göstergedir. Rüzgârın gürül gürül esmesi bile, bazen ekonominin içinden geçen görünmez bir dalgayı hatırlatır. Çünkü ekonomi, sadece rakamların değil, kaynakların kıtlığı ve seçimlerin sonuçlarıyla örülmüş bir insan hikâyesidir. “Gürül gürül yansıma mı?” sorusu ilk bakışta dilbilimsel bir merak gibi görünse de, ekonomist gözüyle bakıldığında piyasa dinamiklerinin, üretim-tüketim döngüsünün ve insan davranışlarının yankısını taşır. Tıpkı doğada yankı yapan bir ses gibi, ekonomide de her karar bir yankı yaratır — bazen refah, bazen kriz biçiminde. “Yansıma” ve Ekonomik Tepki Mekanizması Ekonomide yansıma kavramı,…
14 YorumKanın Diğer Adı Nedir? Bilimsel Gerçeklerin Ötesinde Bir Düşünce Kan denildiğinde, çoğumuzun aklına direkt olarak “kırmızı” gelir. Ancak, kanın diğer adının ne olduğunu düşündüğümüzde, cevabımız sadece “kan” olmamalı. Bu yazıyı yazarken, size kanın biyolojik tanımından daha fazlasını sunmak istiyorum. Kanın sadece bir sıvı olmadığını, aslında kültür, toplum ve bireysel algılarda nasıl farklı şekillerde değerlendirildiğini tartışmak istiyorum. Hadi, hep birlikte bu konuda yeni bir perspektife göz atalım. Kan: Kırmızı, Hayati ve Hepimizin İçinde Öncelikle şunu kabul edelim, kan denince aklımıza gelen ilk şey, genellikle fiziksel olarak “kırmızı” olmasıdır. Ancak, bilimsel olarak kanın “diğer adı” diye sorulduğunda cevabımız aslında çok daha ilginç…
6 YorumTürkiye’de Planetaryum Nerelerde Var? Kozmosun Sosyolojik Haritası Toplumsal Bir Bakışla Gökyüzü: Bir Araştırmacının Gözünden Bir sosyolog olarak insanın gökyüzüne bakışını, aslında topluma bakışıyla aynı düzlemde düşünürüm. İnsan, evreni anlamlandırırken toplumsal düzenini de yeniden kurar. Türkiye’deki planetaryumlar — yani gökyüzünü simüle eden modern tapınaklar — bu bağlamda yalnızca bilim merkezleri değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal aynalardır. Bir planetaryuma adım attığınızda, aslında yalnızca yıldızlara değil, toplumun bilgiyle kurduğu ilişkiye de bakarsınız. Çünkü her şehirdeki planetaryumun izleyicisi, mekânın atmosferi ve etkinliklerin biçimi, o bölgenin sosyolojik dokusunu yansıtır. Toplumsal Normlar ve Bilimle Kurulan İlişki Türkiye’de planetaryumlar çoğunlukla büyükşehirlerde, özellikle İstanbul, Ankara, Eskişehir, Konya…
12 YorumBir Psikoloğun Merakı: “Teneşir” Kelimesi İnsan Zihninde Ne Uyandırır? İnsan davranışlarını anlamak, yalnızca gözlem yapmakla değil; kelimelerin zihinsel çağrışımlarını çözümlemekle de mümkündür. Bazı kelimeler, duygusal hafızamızda beklenmedik kapılar açar. “Teneşir” kelimesi de bunlardan biridir. Türkçede genellikle ölümle ilişkilendirilen bu kelime, bulmaca kültüründe karşımıza çıktığında, hem merak hem de tedirginlik yaratır. Peki, “Teneşir bulmaca ne demek?” sorusu sadece bir kelime oyunundan mı ibarettir, yoksa bilinçaltımıza açılan psikolojik bir pencere midir? Bilinçaltının Aynası: Kelimelere Duygusal Tepkiler Bir psikolog olarak biliyorum ki, insanlar kelimelere yalnızca anlamlarıyla değil, duygusal yükleriyle tepki verir. “Teneşir” kelimesi, ölüm gerçeğini sembolize ettiği için, beynimizde tehdit algısı yaratır. Bu…
14 YorumKan Kanserinden Kurtulan Var mı? Mucize Anlatılarını Bırakıp Gerçekleri Konuşalım Kısa cevap: Evet, lösemi, lenfoma ve miyelomdan remisyona giren ve yıllarca iyi yaşayan çok sayıda insan var. Ama “kurtulmak” tek kelimeyle anlatılamayacak kadar karmaşık: tanım, erişim ve yaşam kalitesi boyutları olmadan bu soruyu dürüstçe yanıtlamış olmayız. İddialı Bir Giriş: “Var mı?” Sorusunu Değil, “Ne Anlıyoruz?”u Tartışalım “Kan kanseri kurtulan var mı?” sorusu kulağa masum geliyor; ama gerçekte, medyanın “mucize” başlıkları ile kaderci umutsuzluk anlatıları arasında sıkışmış bir toplumsal merakı yansıtıyor. Sorun şu: kurtulmak dediğimizde neyi kastediyoruz? Sadece hayatta kalmayı mı, yoksa yorgunluk, bilişsel zorluklar, ekonomik yük ve sosyal damgalamanın ehlileştirildiği…
14 YorumScarlet Kırmızısı Nedir? Kültürlerin Derinlerinde Yankılanan Bir Rengin Antropolojisi Bir antropolog olarak, renklerin yalnızca gözle görülür bir estetik unsur değil, aynı zamanda bir toplumsal hafıza ve kültürel kod olduğunu her defasında yeniden fark ederim. Her toplumun kendine ait bir renk dili vardır; kimliğini, inançlarını, ritüellerini ve tarihini bu dille anlatır. Bu renkler içinde scarlet kırmızısı — yani canlı, derin, bir o kadar da tedirgin edici bir kırmızı — insanlığın kolektif bilincinde özel bir yere sahiptir. Scarlet, tutkuyu, kanı, inancı, gücü ve tehlikeyi aynı anda içinde barındıran çelişkili bir semboldür. Scarlet’ın Antropolojik Kökleri: Kanın, Ateşin ve Hayatın Rengi Scarlet kırmızısı, tarih…
6 YorumOkuduğunu Anlamanın Özellikleri Nelerdir? Tarihsel Bir Bakış Bir tarihçi gözüyle başlamak isterim. Arşivlerin sessiz sayfaları arasında gezinirken, her metin bana yalnızca bir olayı değil, bir zihniyeti de anlatır. Okuduğunu anlamak sadece kelimeleri çözmek değil, bir dönemin ruhunu, bir toplumun bilinç düzeyini ve bireyin dünyayı kavrayış biçimini anlamaktır. Bu yüzden okuduğunu anlama, geçmişi yorumlama gücüyle bugünü kurmanın en temel araçlarından biridir. Tarihsel Süreçlerde Okuma ve Anlama Kültürü İnsanlık tarihi boyunca okuma eylemi, bilgiye ulaşmanın ötesinde bir bilinç pratiği olmuştur. Antik Yunan’da retorik ve diyalektik, sadece sözcükleri anlamak değil, onların ardındaki düşünceyi kavramak sanatını öğretirdi. Orta Çağ’da metinleri anlamak, kutsalın izini sürmekti;…
12 YorumMeibomit Ne Demek? Kültürlerin Gözüne Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog olarak, insanın bedenini yalnızca biyolojik bir yapı değil, aynı zamanda kültürel bir metin olarak görürüm. Her ağrı, her iz, her tepki, bir toplumun diliyle şekillenir. “Meibomit ne demek?” sorusu tıbbi bir terim gibi görünür, ama insan bedenine antropolojik bir gözle bakıldığında bu sorunun ardında çok daha derin anlamlar gizlidir. Çünkü meibomit — yani göz kapağındaki meibom bezlerinin iltihabı — yalnızca bir biyolojik rahatsızlık değil, aynı zamanda görme, algılama ve dünya ile ilişki kurma biçimlerimizin metaforik bir yansımasıdır. Meibomit: Bedenin Kültürel Hafızasında Bir İz Meibomit, göz kapağında bulunan meibom bezlerinin tıkanması…
10 YorumMars’a Gitmek Ne Kadar Sürer? Geçmişten Geleceğe Uzanan Bir Yolculuk Giriş: İnsanlık ve Uzay Yolculuğu Bir tarihçi olarak, insanlığın büyük hedeflerine ulaşma yolundaki kararlılığını ve hayal gücünü her zaman derin bir hayranlıkla izlemişimdir. İlk büyük adımları attığımızda, “Dünya’nın ötesinde bir yer” fikri çoğumuz için bir hayaldi. Şimdi ise, Mars’a gitmek çok daha yakın ve gerçekçi bir hedef gibi görünüyor. Ancak bu yolculuğun tarihi, insanların hayal ettiği ve başarmak için çaba harcadığı birçok dönüm noktasından geçerek şekillendi. Geçmişin büyük bilimsel atılımları ve uzay araştırmalarındaki kilometre taşları, bugün Mars’a gitme hayalini gerçeğe dönüştürmeye doğru atılan adımların temelini atmıştır. Peki, Mars’a gitmek ne…
12 Yorum