İçeriğe geç

Ben nereden gelir ?

Ben Nereden Geliyorum?

Hadi bakalım, derin bir soruyla karşınızdayım: Ben nereden geliyorum? Çocukken, herkes bu soruyu sormaz mı? Ama büyüdükçe, bu sorunun yanıtı sadece biyolojik değil, daha geniş bir anlam taşımaya başlıyor. Bu yazıya oturduğumda, “Ben nereden geliyorum?” sorusunun anlamını araştırırken, kendimi bir anda İzmir sokaklarında, kafelerde, gece hayatında ve sosyal medyada buldum. Hatta iç sesimi duyup “burası bayağı karışık” dedim ama yine de yazıyorum, ne yapalım?

İzmir’den mi? Ev mi? Sokaklar mı?

İzmir’de yaşarken, bazen öyle bir an geliyor ki, birden “Ben nereden geliyorum?” sorusuna takılıp kalıyorum. Şimdi, diyelim ki akşam sahilde yürüyorsunuz, denizin kenarında rüzgarı hissediyorsunuz. Birden aklınıza şu gelir: Ben burada doğmadım ki? Yani, evet, İzmir’in o harika atmosferine bayılıyorum, ama buraya nasıl geldim? İşin ilginci, bunu sormadan önce, aslında herkesin hep bilmediği bir sorudur: Neden şimdi buradayım?

Bunu ilk fark ettiğimde, sahilde yürürken bir anda “Ben nereden geliyorum?” diye düşündüm. O kadar dramatik bir şekilde düşündüm ki, sanki bir yerden kaçıyormuşum gibi hissettim. Ama tabii ki hemen kendimi toparladım: “Yağmur yağıyor, rüzgar var, ben burada keyfimi yapıyorum, gerisini boş ver.” Ama sonra o düşünceler aklıma girmeye başladı.

Evde de Ben Nereden Geliyorum?

Bir gün evde oturuyorum, kahvemi içiyorum, eski bir dizi izliyorum. Birden, annem “Ne yapıyorsun?” diye soruyor. Cevap veriyorum: “İzliyorum.” Annem gözlüklerini indirip bir bakış atıyor. O bakışın içinde, “Oğlum, neredesin sen?” yazıyor. Ben nereden geliyorum? sorusu kafamda tekrardan dönmeye başlıyor. “Bir zamanlar, bu evde büyüdüm” diye düşünüyorum. Ya da belki de çocukken bana sürekli, “Gel buraya, tatlım” diyen annem ve babaannem vardı. İşte o zaman fark ettim ki, asıl bu soruyu ilk kez çocukken soruyormuşum. O zaman da cevap çok basitti: Evden geliyorum. Ama şimdi? Hmmm… Şimdi biraz daha karmaşık.

Daha önce de söylediğim gibi, bazen “Ben nereden geliyorum?” sorusu öyle bir yere gidiyor ki, bu soruyu bir hayal gücü bulmacasına çeviriyorsunuz. Bunu düşünmek de eğlenceli oluyor çünkü sonrasında sürekli bir geçmiş arayışına giriyorsunuz. Bu kez geçmiş, sadece annemin yaptığı yemekler değil, aynı zamanda yaşadığım her anın oluşturduğu bir karmaşa. Annenin “Hadi gel bakalım, tatlım” dediği yerle, “Bugün ne yapacağım?” diye düşündüğüm yer birbirinden farklı ama aslında aynı yerin izleri.

O An “Ben Nereden Geliyorum?” Diye Sordum

Günlerden bir gün, sevgilimle yürürken bana aniden bir soru sordu: “Ben nereden geliyorum?” Bu sorunun sesinden şüphelenmedim, çünkü zaten ondan biraz derin soru bekliyordum. (Evet, gerçekten!) Ama ben, “Aa, senin bildiğin gibi değil, bu bayağı karışık bir şey.” dedim. Çünkü “Ben nereden geliyorum?” sorusu, hem ciddi hem de gülünç. Hepimiz bazen öyle bir ruh haline gireriz ya, hani sokakta bir çöp kutusuna bile “seninle ilişkimizi bir daha gözden geçireceğim” deriz. Aynı öyle bir şey! Anlık olarak sormuştum, “Ben nereden geliyorum?” sorusunu ama hayatta fark ettiğim en önemli şeylerden biri de şuydu: Hayatın gidişatı, geçmişten gelen bir yolculuğun izleriyle şekilleniyor. Aslında, geçmişten geldikçe kendi kimliğimizi buluyoruz.

Hayal Kırıklıklarıyla Dolu Bir Yokuş

Bir gün başka bir akşam, çok sevdiğim arkadaşım Ahmet ile sohbet ediyorum. Ahmet, bildiğiniz o entelektüel tiplerden, ama bir o kadar da tam bir komedyen. Konu bir şekilde “Ben nereden geliyorum?” sorusuna geliyor. O sırada Ahmet, “Vallahi ben şu yokuşlardan geldim, başka bir yerden gelmedim!” dedi. Gülme krizine girdim tabii, çünkü ahenkli şekilde “yokuşlardan geldim” derken, bunu gerçekten bir anlamda kullanmıştı. Ahmet’le konuştukça, bir yandan daha çok sorgulamaya başladım. Evet, Ahmet sokaktan geliyordu, ama kim bilir, belki de sokaklar da bir zamanlar başka yerlerden gelmiştir, değil mi? Ne de olsa her şeyin bir hikayesi vardır, bir geçmişi vardır.

İşte o an düşündüm, belki de insanlar gerçekten “ben nereden geliyorum?” sorusunun cevabını sadece geçmişten değil, o anın duygularından alıyor. O an fark ettim ki, biz insanlar hem geçmişin hem de şimdinin izlerini taşıyoruz. Hepimiz geçmişteki bir “yokuşu” aşıp bugüne geliyoruz. Ahmet’in “yokuşlardan geldim” demesi, aslında hepimizin bir şekilde kendi yokuşlarımızı çıkıp bu noktaya gelmiş olmamızla aynı anlamda bir şeydi.

Bir Sonraki Yokuş: İzmir’in Sokakları

Sonuç olarak, “Ben nereden geliyorum?” sorusu, bazen kendini çok derinlemesine sorgulayan bir felsefi bir mesele gibi gelebilir ama aslında gündelik hayatla da çok bağlantılı. İzmir’in sıcağında, akşam saatlerinde bir kafede otururken, “Ben nereden geliyorum?” sorusunun cevabını hem kendi içimde hem de etrafımda arıyorum. Bu kadar düşünmemin sebebi, aslında geçmişin bana ve çevreme neler sunduğuydu. Kimse, bir yokuşu aşarken neden orada olduğunu düşünmez, ama hepimiz birer yokuşu geçtikten sonra o soruyu sorarız.

Ve evet, belki de “Ben nereden geliyorum?” sorusunun cevabı, ne kadar derin olursa olsun, her zaman basit bir şekilde “İzmir’den” diyebileceğimiz bir yerde saklı. Ama bu “İzmir” sadece bir şehir ismi değil. Aynı zamanda ruh halimiz, anılarımız, yaşadığımız her şeyin bir birleşimi. Ne de olsa, her şey bir yerlerden gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu
Sitemap
elexbet yeni adresigüvenilir bahis siteleribetexper güncel