İçeriğe geç

Kanısında olmak ne demek ?

Kanısında Olmak Ne Demek?

Kayseri’de bir akşam, günün son ışıkları yavaşça kaybolurken, içimde bir şeylerin uyanmaya başladığını fark ettim. O gün yaşadığım olaylardan sonra, içimde öyle bir boşluk vardı ki… Duygularım, düşüncelerim birbirine karışmıştı. Bir soruyla başlamak istiyorum size: Kanısında olmak ne demek?

Bilmiyorum, belki de her insanın hayatında bir kez bu soruyla yüzleşmesi gerek. Çünkü bir insanın neyi doğru bildiğini, hangi inançlarıyla yaşadığını, bir şeyi kabul edip edemediğini sorgulamak, hayatın en zor sorularından biri. Ve bir de bu soruyu sorduktan sonra, ona cevap bulmaya çalışırken hissettikleriniz var ya, işte onlar her şeyi değiştiriyor. Duygularınız, gözlerinizdeki parıltı, ellerinizin titremesi… Hepsi bu soruya verdiğiniz yanıtla şekilleniyor. Ama o soruya verilmiş bir cevap yok. En azından bende yoktu.

O Anı Hatırlıyorum

O gün okula gitmek üzere hazırlık yaparken, sevgili dostum Mert’le konuşuyordum. Sonunda, her zamanki gibi, yine hayatın anlamını, insanın doğruyu bulma yolunu tartışıyorduk. Mert’in bana söyledikleri, benim kafamda yankılandı: “Sen hep kanısında olmakla ilgili bir şeyler söylüyorsun, ama ne demek bu?”

Bunun anlamını tam olarak açıklayabilmek için, o an tüm duygularımı anlamaya çalıştım. Ne demekti kanısında olmak? Hangi inanç, düşünce ya da hayal kırıklıkları, insanın kanısına karar veriyor ve bu kanı onun hayatını nasıl yönlendiriyordu?

Bu soruyla baş başa kaldım. O gün, Kayseri’nin sabahına ben de bir adım daha yaklaşırken, bir anda içimde koca bir boşluk oluştu. Benim neyi doğru bildiğimi, hangi değerlerime sahip çıktığımı, nerede hata yaptığımı görmek istiyordum. O anda bir ışık yandı, bir şeyler netleşmeye başladı. İnsan sadece başkalarının kanılarında değil, kendi kanısında da olabilir, değil mi?

Kanısında Olmak: Bir İnanış, Bir Duygu

Daha sonra düşündüm, kanısında olmak aslında bir duygu meselesi. İnsan bir şeylere inandığında, ya da kendisini bir şeye inandırdığında, bu inanç onun hayatını sürdürmesinin temeli olur. Yani kanısında olmak, sadece düşünsel bir durum değil; kalben hissetmek, içsel bir güven duymak demek. Bu, daha önce yaşadığınız hayal kırıklıklarının sonucunda edindiğiniz bir güçtür. O gücü bulduğunda, her şeyin ne kadar farklı bir anlam kazandığını fark edersiniz.

İçimdeki boşluk biraz daha küçülmüş, yerine yavaşça bir şeyler dolmaya başlamıştı. Belki de yıllardır anlamadığım şey buydu: Kanısında olmak, sadece bir düşünce değil, duygularla şekillenen bir yaşam biçimiydi. Ve bazen, kanılarımız, bizi doğruya götürürken bazen de yanlışlara sürükler. Ama ne olursa olsun, her kanı bir yolculuktur. Her yolculukta mutlaka kaybolur, mutlaka kayıplar olur.

Kendi Kanımda Kaybolmak

Bir hafta sonra, okuldan çıkarken, eski bir dostumla karşılaştım. Beni yıllardır görmeyen ve sonradan bir şekilde sosyal medyada tekrar bulup iletişim kurduğumuz Ahmet. Ahmet’in gözlerinde bir şey vardı. O eski dostum, sanki zamanla her şeyin daha farkında olmuş gibiydi. O an, Ahmet’in bana baktığını fark ettim, ama ben sadece içimdeki soruları düşündüm: Hangi kanıda olmalıyım?

Konuşmalarımız ilerledikçe, bana hayatla ilgili büyük bir öğüt vermeye başladı. “Her şey bir kanı meselesi,” dedi, “Bir insanın doğru bildiği şey, bazen yanlış da olabilir. Ama senin kanın, seni doğruya götürebilir. Ne zaman bir şeyi gerçekten kabul edip, ona inanırsan, işte o zaman kanında huzur bulursun.”

O an, Ahmet’in söyledikleri kafamda yankılandı. O kadar basit ama bir o kadar derindi. Ahmet, bir insanın doğru bildiği şeyin peşinden gitmesinin, ona bir tür huzur getireceğini söylüyordu. Ama burada önemli olan, doğru bildiğimiz şeyin gerçekten doğru olup olmadığını anlamaktı. Bazen, kalbinin sesini dinlemek yeterliydi. Bazen, gözlerinin görmesi gerekeni görmesine izin vermek… Ama bazen de bir adım geri çekilmek ve düşünmek gerekirdi.

Kanısının Arayışı: Bir İçsel Keşif

Kayseri’nin bir sokak köşesinde yürürken, içimde bir huzur ve aynı zamanda bir kafa karışıklığı vardı. Ahmet’in sözlerinden sonra, bir süre yalnız kaldım. Kendimi sorgularken, içimdeki o boşluk hissini tekrar hissettim. Aslında, kanısında olmak ne demekti? Kendime sorular sordum: Hayatta neye inanıyordum? Gerçekten doğru bildiğimi düşündüğüm şey, doğru muydu? Yoksa bu sadece başkalarının bana dayattığı bir şey miydi?

Bu soruların cevapları o kadar zorlayıcıydı ki, bazen kafamı dağıtmak istedim. Ama o an, hayatı sorgulamak, kim olduğumu ve neden bu kadar kararsız olduğumu anlamak, bana bir tür özgürlük hissi verdi. O an fark ettim ki, aslında kanısında olmak bir cesaret işidir. Bir şeye inandığınızda, onun peşinden gitmek, kendi inançlarınızı savunmak… Bu, hayatın bir parçasıdır. Ama ne zaman bir şeyi kanınızda hissetmeye başlarsanız, içsel bir huzur da gelir. Kanısında olmak, sadece düşünmek değil, aynı zamanda hissetmektir.

Sonuç: Kanısında Olmak

İçimdeki bu düşünceler, o gün Kayseri’nin sokaklarında yürürken daha da netleşmeye başladı. Kanısında olmak, sadece bir düşünce değil, bir yaşam biçimiydi. İnsanlar her zaman inançlarını sorgulamalı, kalbini dinlemeli ve en önemlisi de doğru bildiklerinden asla vazgeçmemeliydi.

Belki de kanısında olmak, her şeyin doğru olduğu hissi değil, doğruya ulaşmak için verdiğiniz bir mücadeleydi. Kendi kanısında olmak, içsel bir yolculuktu. Ve o yolculuk, bazen şaşırtıcı derecede zorlayıcı olabiliyordu. Ama en sonunda, ne olursa olsun, her insan kendi kanısının doğruluğuyla bir şekilde barışmalıydı. Çünkü kanısında olmak, insanı hem özgürleştirir hem de huzurlu kılar.

Ve ben, o gün bir kez daha şunu fark ettim: Hayat, doğru bildiğin şeyle yaşanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu
Sitemap
elexbet yeni adresigüvenilir bahis siteleribetexper güncel