Yalnız Sözcüğü Edat mı Zarf mı? Bir Dil Bilgisi Macerası
Yalnız, Yalnız… Nereye Gidiyor Bu Dil?
Yalnız kelimesi, günlük dilde o kadar çok kullanılıyor ki, bir noktada “bu kelime de neyin nesi” diye sorgulamaya başlıyorsunuz. Ya da ben başladım, belki siz başlamadınız ama olsun, arada bir delilik iyidir. Şimdi mesele şu: Yalnız sözcüğü edat mı zarf mı? Duyduğunuzda size “hadi canım, bu kadar da takılma” dedirten bir soru olabilir ama bakın, bazen bir kelime, insana hayatının en büyük bilmeceyi çözdürme anını yaşatabiliyor.
Gelin, İzmir’in o güneşli sokaklarından birinde kahvemi yudumlarken, yalnız kelimesinin edat mı yoksa zarf mı olduğunu çözmeye çalışırken yaşadığım içsel çalkantıyı birlikte keşfedelim.
Yalnız Sözcüğü Zarf mı?
Diyelim ki “Yalnız” kelimesi bir zarf. O zaman şöyle bir senaryo olmalı:
Arkadaşım: “Ne yapıyorsun?”
Ben: “Yalnızca biraz kitap okuyorum.”
Arkadaşım: “Kendini bir garip hissediyorsun galiba.”
Ben: “Yok, sadece yalnızca biraz daha çok okuyorum.”
Yalnızca derken bir şeyin miktarını, sınırını belirtiyorum, işte burada zarf devreye giriyor. Yani yalnız kelimesi, zarf olarak kullanıldığında “sadece” anlamına geliyor. Şimdi diyebilirsiniz ki: “Bu kadar mı? Yalnız kelimesinin derdi bu kadar mı?” Evet, bazen hayat gerçekten çok basit.
Ama tabii ki zarf yalnızca miktar belirlemez, bazen bir durum da anlatır. Yalnızca zaman zaman, yalnızca günün belirli saatlerinde “yalnız” hissederiz. Yalnızca derken, durumumuzu, duygularımızı biraz daha vurgularız. Bu bağlamda, yalnızca zarf olarak da karşımıza çıkabiliyor.
Yalnız Sözcüğü Edat mı?
Peki, bir de edat tarafı var bu işin. Yalnız kelimesinin başka bir formu, yani edat kullanımı… Hani bazen sorarız ya “Neden yalnızsın?” İşte bu durumda yalnız, bir yer veya bir durumla ilgili bağlamda yer alıyor. Yalnızca, yerinde, bir tür bağlayıcı kelime. Mesela:
Arkadaşım: “Nasıl gidiyor?”
Ben: “İyi, yalnız kaldım biraz.”
Arkadaşım: “Senin yalnız kalman başka bir mesele, nasıl yani?”
Burada “yalnız”, bir edat olarak “sadece” ya da “tek başına” anlamında kullanılıyor. Bu sefer de, kelime bir yere ya da duruma bağlanıyor, bir tür konum belirliyor. Yalnız, “ben burada, tek başımayım” mesajı veriyor. Yani bir nevi edat olarak, yalnızlık durumu içinde var olmayı ifade ediyor.
Yalnız kelimesi edat olarak, yani bu anlamda kullanıldığında, kelime sadece bir yer bildirmiyor. O, bir tür hayatın içine atılan küçük bir çentik gibi; her şeyin biraz daha yalnız olduğuna dair bir işaret. Birer işaret gibi, belki de o yüzden en çok bu kullanımına eğiliyoruz.
Yalnız Sözcüğünün Bir Kombinasyonu: Zarf + Edat
Şimdi, işin içine biraz daha karmaşıklık katmak istiyorum. Yalnız kelimesi bir zarf ya da bir edat olarak kullanılabilirken, bazen ikisinin kombinasyonu olarak karşımıza çıkabilir. Hadi bunu bir örnekle test edelim:
Ben: “Ya, yalnız kaldım biraz, tek başıma. Şu an yalnızca bir kafede oturuyorum.”
Arkadaşım: “Evet, ne güzel yalnızlık.”
Ben (iç ses): “Evet, yalnızlık ve yalnızca… Kelimeler bile bana bir anlam yüklemeyi başarıyor. Tam da şimdi yalnızlık çok derin.”
İşte bu noktada yalnız, hem bir zarf hem de bir edat gibi bir araya geliyor ve bir anlam karmaşası yaratıyor. Yani bir bakıma, yalnız kalmayı belirten edat, bir de bunun miktarını belirten zarf var. Anlam karmaşıklığı yaratırken bir şekilde kafa karıştırıyor, ama aynı zamanda dilin güzelliklerinden biri de bu: bir kelime birden fazla anlam taşıyabiliyor.
“Yalnız” Olmanın Felsefesi
Son olarak, yalnız kelimesine sadece dil bilgisel bir bakış açısıyla yaklaşmanın biraz yetersiz olduğunu kabul edelim. Gerçekten yalnız olmak başka bir şey. Hadi bunu bir düşünelim: Yalnızca, yalnızca… Dil aslında duygusal bir durum da yansıtıyor.
Hani bazen, yalnız kalmayı seviyoruz ama biraz da korkuyoruz ya? Yalnız kelimesi bazen bizi düşünmeye iter. Yalnız kalmak aslında ne demek? Kendi başımıza kalmak mı, yoksa birileriyle yan yana olsa da içsel olarak yalnız olmak mı?
Bütün bunları düşündükçe, “yalnız” kelimesi aslında dilde bir konumdan çok daha fazlası.
Sonuç: Yalnız Sözcüğüne Dair Bir Sonuç Yok
Yalnız sözcüğünün edat mı zarf mı olduğuna dair kesin bir cevaba varmak zor. Aslında belki de hiç bulunmamalı, çünkü dilin yansıttığı yalnızlık, bazen zarf, bazen de edat olabiliyor. Tıpkı hayatın kendisi gibi… Şimdi siz de düşünün: Yalnızlık edat mı, zarf mı? Ya da belki sadece bir kavram mı?
Hadi, bu konuda bir şeyler söyleyin, belki de bir anlamda yalnız kalmamışımdır!